Seyfettin AKAYYAY

Seyfettin AKAYYAY

25 Haziran 2022 Cumartesi

0

BEĞENDİM

ABONE OL

TGF BAŞKANLAR KONSEYİ TOPLANTISI
Sevgili okuyucularım; 17-19 Haziran 2022 tarihlerinde 255 Bin Nüfusa sahip Düzce’de Düzce Gazeteciler Cemiyeti TGF organizasyonu ile, Türkiye’nin 51 ilinden gelen gazeteciler cemiyet başkan ve yöneticisinin katıldığı 66. TGF Başkanları; Türkiye’de basının sorununu masaya yatırırken Düzce’nin yerel yöneticisi olan, Belediye Başkanlarının yaptıkları kentsel hizmetleri karşısında adeta büyülendiler.
TGF Genel Başkanı Yılmaz Karaca yaptığı açıklamada. “Türkiye Gazeteciler Federasyonu Anadolu basınının sorunlarını çözmek için büyük bir mücadele içindedir. İçinde bulunduğumuz yıl federasyonumuzun 25’inci kuruluş yıldönümü. Federasyon olarak diğer meslek örgütleri ile rekabet değil birlikte hareket etmek istiyoruz. Bizler birlik için çabalıyoruz, kendi sorumumuzdan önce ülkemiz, bayrağımız ve Atatürk ilkesi daha önemlidir, bu nedenle her zaman için sorunlarımızın yanında ülkenin sorunu ve bayrağımız bizim için çok önem taşımaktadır.” Dedi.
Yerel Yöneticilerin, Kentlerimizin kaderleriyle oynamaları ayrıca bir sorun özelliği taşımaktadır;
255 Bin merkez Nüfusuna sahip DÜZCE Belediyesinin siyasi konumu ne olursa olsun beni ilgilendirmez! Yaşadığı acı deprem sonrası kentse yaşam için her alanda çalışmaları takdir ile izlenilmektedir. Düzce’nin tabiatının doğal dokusu, coğrafi konumu 51 il den gelen gazetecileri büyülemiş oldu. Düzce kentsel dokuyu ve yerel yöneticilerinin hizmetleri, Üniversite’si İlçe Belediyeleri ile gelişme başarısı göstermiş, çağdaş turizm cenneti olmuştur. Bölgesinin Denize açılan kolları, Akçakoca plajı ve muhteşem sahili dokusu, sahilde turizm amaçlı kent halk hizmet büfeleri ve de gelişmişliği az da olsa eksiklikleri yine de göz kamaştırıyor.
Diğer taraftan, Gölyaka Belediyesi Düzce’nin gülen yüzünü oluşturmaktadır. Belediye Başkanı Yakup DEMİRCAN, kent tarihini ve tabii yaşam hizmetlerini halk dili ile hatip hane anlatırken büyülenmemek elde değildi. Gölyaka ilçesinde böyle tabiat güzeli şelaleler, Göl çayırı diye bileceğimiz yaban kuşlara ev sahipliği yapması, Jeotermal Turizm alanı olması, tabiatı nimeti doğal çimle kaplanmış spor sahalarının ve tesislerin olması, Otel ve tesis yatırımı için yatırımcıları davet eden bir belediye başkanına ayrıca sahip olması bizleri kıskandırmadı diyemeyeceğim.
Büyük Şehir olmuş Manisa ilimizin Belediye başkanı ve Başkanlarına Düzce’yi görmelerini öneririm. Düzce belediyesi “MUTFAK SANATLARI MERKEZΔ tesisi kurmuş. Turizme ve halkına hizmette güzel örnek alınacak değer yaratmış. O değerleri yakinen görmelerini arzularım.
Özellikle Celal Bayar Üniversite’mizin yöneticilerine önerim, halkıyla bütünleşmiş, 16 yıllık geçmişine sahip Düzce Üniversitesi’ni yakinen incelemelerini, Üniversitelerde Öğrenci eğitimi yetmiyor, Düzce’nin, köylüsü, çiftçisi. Kadını, çocuğu ve genciyle, müşterek çalışma bilincini geliştirerek Düzce ekonomisine büyük kazanımlar sağlamaktadır. Üniversitenin öncülüğünde Tıp’ı bitkiler Düzce halkı tarafından yetiştiriyor ve bu yetişen bitkiler Üniversite tarafından satın alınarak ekonomik gelişmeye kazandırılmaktadır.
İşte sorun ve çözümü için düşünme öneri yolu; Düzce belediyesi bizden çok küçük lakin Belediye Başkanları çıkara değil hizmet bilincine sahipler.
Manisa’mızın coğrafya dokusu ayrı vasıflarla, Düzce’den geri kalmamakta, Spil Dağı, Yunt dağı, Akhisar, Soma, Demirci Gördes Sart, Salihli, Alaşehir ve Kula Turizm için Tarımını ve doğasını açmış olsaydı, ekonomik gelir kaynağı için başka bir nesneye ihtiyacımız olmazdı.
Düzenli yapamadıkları Mesir Festivalinin arkasına sığınarak, halka kültürel faaliyetlerde yapıyoruz diyemezler, Spor hizmetinde dahi böl parçalama yöntemiyle hizmet anlayışı sürdürenler iyi düşünmelidirler. Düzce de Kente hizmet etmeyenlerin isimleri Manisa’mızdaki gibi saha ve tesislere verilmiyor. Kısaca Düzce’de kapalı ayrımcılık, kafa kol çıkar ilişkileri olmadığı halkın konuşmalarındaki nabız yoklamalarında görülmektedir.
Bu Günkü Belediye Başkanlarımız, geçmiş Belediye başkanlarımız gibi, bir gün hizmet yapıyoruz dedikleri bu kentin sokak ve caddelerinde yürüyecekler. Tabi başka kentlerde yaşamayı tercih etmezler ise!
Sağlıklı yaşayın, sağlıcakla kalın.

Devamını Oku

0

BEĞENDİM

ABONE OL

NATO FİNLANDİYA – İSVEÇ
Sevgili Okuyucularım;
Finlandiya ve İsveç’in bu ayın sonunda NATO’ya katılmak için resmi taleplerde bulunmaları bekleniyordu, iki ülke de Rusya’nın Ukrayna’ya haksız müdahalesini gerekçe göstererek Avrupa’daki güvenlik dinamiklerini değiştirdiğini ve Kremlin’in nükleer tehditlerine ortak savunma gerektirdiğini vurgulayarak, NATO yolunu işaret etiler.

Finlandiya şimdiye kadar, NATO ve Rusya’nın Avrupa’da varlıklarını korumak için Soğuk Savaş’ın zirvesinde bile tarafsızlık ilkesini sergiledi.
NEDEN NATOYA KATILIM İHTİYACI DUYULDU AÇIKLAMASI.
“Rusya’nın Ukrayna’daki savaşı başlatmasından bu yana işler değişti ve şimdi kendi ulusal çıkarlarımız doğrultusunda kendi kararlarımızı vermek zorundayız” diyorlar.
“Finlileri ve Finlandiya’yı güvende tutmanın en iyi yolu, Batı’nın bir parçası oluşumuzdur.” Diyorlar.
Finlandiya’nın Avrupa İşleri Bakanı Tutti Tuppurainen bir açıklama yaparak,
“Rusya’nın Ukrayna’ya askeri müdahalesinden bu yana kamuoyu değişti. Geçen yılın sonunda, Finlandiya halkının dörtte biri NATO üyeliğini destekledi. Son anket, yüzde 76’sının şu anda NATO’dan tarafta olmaları, NATOYA katılmaktan yana olduğumuzu gösteriyor.”
Son duruma bakılırsa, Finlandiya, şimdiye kadar bloklara katılmama statüsünü koruyan İsveç ile NATO üyeliği için ortak bir başvuru yapmayı kararlaştırmıştır.
RUSYA NE DÜŞÜNÜYOR!
Rusya, Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması halinde Rusya’nın Kaliningrad yerleşim bölgesine nükleer silahların konuşlandırılması da dahil olmak üzere askeri teknik yerleşimi olarak adlandırdığı nükleer tehditte bulundu. Ancak bu tür nükleer tehditlerin ters etki yarattığı, NATO istem arzını hızlandırdığı görülmektedir.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’ya askeri müdahaleden önce NATO’nun Doğu Avrupa’daki kuvvetlerini geri çekmesini talep etmişti. Karşılık bulmadığı görüldü. Devletler artık sopayla hizaya getirilemiyor.
Finlandiya ve İsveç’i, NATO üyeliği bu ülkelerin stratejik konumlarında köklü bir değişiklik alanına taşıyacaktır.
Demek oluyor ki, 1917’de Rusya’dan bağımsızlığını ilan ettiğinden bu güne kadar, Finlandiya Rusya hakkında sesiz kalarak, tarafsız, blok olan bir ülke olmuştu. Ancak Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesi, ülkeyi Rusya’dan doğu komşusundan gelen bir tehdit karşısında güvenlik ihtiyaçlarını yeniden değerlendirmeye taşıdı.
Finlandiya Cumhurbaşkanı Saulu Niinisto ve V.Putin arasında İskandinav ülkelerinin NATO’ya katılma niyeti hakkında bir telefon görüşmesi yaptılar. Görüşmenin, gerginlikleri önlemek için önemli olduğu düşünülüyor, “dedi.
Kremlin’in telefon görüşmesine ilişkin açıklamasında Putin, Niinisto’ya Finlandiya’nın tarafsızlık politikasını terk etmesinin Rusya-Finlandiya ilişkilerini olumsuz etkileyeceğini net olarak söylemiş.
Ve, Niinisto ve Finlandiya Başkanı Sanna Marin Perşembe günü yaptıkları açıklamada, ülkelerinin “gecikmeden” NATO’ya katılmasını istediklerini açıkladı. Ukrayna’daki Rus müdahalesine yanıt olarak geleneksel olarak tarafsız olan bu ülke için ilk defa büyük bir politika değişikliği vurgusu sayılmaktadır.
NATO’nun Ukrayna’daki çatışma fonunun olası bir genişlemesi için, Cumartesi günü, Berlin’de ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken’ın katılımıyla yapıldı. NATO dışişleri bakanları toplantısında önemli bir tartışma konusu Dışişleri Bakanımız Sayın Mevlüt ÇAVUŞOĞLU’nun gündeme getirdiği PKK/YPG gibi terör örgütlerine sağladıkları destekten dolayı veto edileceği konusu oldu.
Türkiye’nin, Cumhur Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılmasını desteklemediğini ve gerekçe olarakta, PKK/YPG terör gruplarına yaptıkları destekleri göstermiştir.
İsveç ve Finlandiya’nın dışişleri bakanları Cumartesi günü Berlin’de gayrı resmi bir Kuzey Atlantik Konseyi yemeğine katıldılar. Nemi konuştular? NATO’ya katılım konusundaki hızlandırma kararlılıklarını!
Ve; NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Stockholm ve Helsinki’nin ittifaka katılma sürecini mümkün olduğunca hızlandırmak istediğini vurguladı.
Stoltenberg, Pazar günü NATO’nun İsveç ve Finlandiya’nın üyeliği konusunda Türkiye ile ortak bir dil bulabileceğine dair güvenini dile getirdi. Nafile düşünce olması muhtemeldir.
Jens Stoltenberg, video bağlantısıyla gazetecilere verdiği demeçte, “Türkiye’nin dile getirdiği endişeleri üyelik veya üyelik sürecini geciktirmeyecek şekilde çözebileceğimizden eminim” dedi.
NATO dışişleri bakanlarının Berlin toplantısının ardından açıklama yapan Mövlud Çavuşoğlu, İsveçli ve Finlandiyalı mevkidaşlarıyla görüştüğünü ve Türkiye’nin endişelerini dikkate almaları gerektiğini söylediğini açıkladı.
Çavuşoğlu, Türkiye’nin kimseyi tehdit etmediğini ve nüfuz arayışında olmadığını, ancak İsveç’in Türkiye, ABD ve Avrupa Birliği’nin terörist bir grup olarak gördüğü PKK/YPG terör gruplarına desteklerini ifade ettiğini sözlerine ekledi.
BİLİNKEN’E GÖRE: Stoltenberg, Türkiye’nin önemli bir müttefik olduğunu, İsveç ile Finlandiya’nın NATO üyeliği konusundaki endişelerini gidermek için masaya oturulacağını ve uzlaşılacağını söyledi. ABD Dışişleri Bakanı Blinken de, “Süreç işliyor. Fikir birliğine varacağımıza inanıyorum” diyor.
LİNDE’ye GÖRE; Türk tarafı ile “Suriye’nin kuzeyindeki oluşumdan dolayı” anlaşamadıklarını kaydeden Linde, “Biz PKK’nın terör örgütü olduğunu kabul ediyoruz. Kuzey Suriye’deki oluşum için aynı şeyi düşünmüyoruz, birçok NATO ülkesi de düşünmüyor. ABD ve diğer NATO ülkeleri gibi biz de Kuzey Suriye’deki o örgütleri ile görüştük” diyor. Görüştükleri Örgütler PKK/YPG ve silahlı terör örgütlerinden başkası değil.
CUMHUR BAŞKANI ERDOĞAN; ‘İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğini veto ederiz’ diyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ayrıca, “Yunanistan’la ilgili NATO konusunda yanlış yaptı bizden önceki yönetimler. Yunanistan’ın, NATO’yu arkasına alarak Türkiye’ye karşı takındığı tavrı biliyorsunuz. Bu konuda ikinci bir yanlışı Türkiye olarak işlemek istemiyoruz” diyerek Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğine dair, “veto” sinyali verdi.
Cumhur Başkanı Erdoğan, itirazına gerekçe olarak, İskandinav ülkelerinin “terör örgütleri için bir nevi misafirhane” olduğunu söylemiş ve İsveç ile Finlandiya’nın terör örgütü PKK/YPG’ye desteklerini göstermiştir.
Yunanistan’ın HATO üyeliği gerçekten basiretsiz bir iktidar döneminde yapılmıştı. Bu gün Dış politikada İsvec ve Finlandiya konusunda yapılan açıklamalar kapsamında hareket edilirse Türkiye halkı tarafından alkışlanarak tarihe not düşülmüş olacaktır. Yok Avrupalıların bazı açıklamalarındaki gibi, “Türkiyenin karşı çıkmayacağına dar sözleri” hayata geçirilirse, Türkiye için, Erozyon yaşayan politikaları negatif not olarak tarihte yerini alacaktır.
Sağlıklı Yaşayın sağlıcakla kalın.

Devamını Oku

SAVAŞ SONRASI?

SAVAŞ SONRASI?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

SAVAŞ SONRASI?
Sevgili okuyucularım;
Amerika’nın Avrupa ve Avrasya işlerinden sorumlu eski dışişleri bakan yardımcısı, ATT’nin Minsk Grubu’nun eski Amerikan kurucu üyesi, ABD’nin eski Azerbaycan büyükelçisi, Atlantik Konseyi’nin baş bilim adamı Matthew Bryza bakın ne açıklıyor.
Güney Kafkasya’daki barış çabalarında Brüksel’de Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nicolas Paşinyan ile bir araya geldi. Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşı münasebeti ile ” Azerbaycan-Ermenistan arasında ki dondurulmuş” barış “ üzerindeki olası etkisi hakkında yorumlar yapıyor.
Bryza sormak gerekir 30 Yıl ATT’nin MİNSK Gurubu olarak, Azerbaycan’ın işgal edilen toprakları ile mezalime ve Ermeni soykırımına uğrayanlar vatandaşları için hangi çözümü ürettiniz? 30 Yıl sustunuz, olanları görmemezlikten geldiniz ve Konuşmaktan itina ettiniz, UKRAYNA için feryat ederken mi aklınıza geliyor.
Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham ALİYEV ve Ermenistan Başbakanı Nicolas Paşinyan ile her iki ülkeyle ilişkilerin geliştirilmesini görüşmek üzere bir araya geldiğini açıklıyor. Charles Michel yaptığı açıklamada, hem Cumhurbaşkanı Aliyev’in hem de Başbakan Paşinyan’ın iki ülke arasında bir barış anlaşmasına doğru ilerlemek istediklerini dile getirdiklerini söylüyor. Açıklamasında, İlham ALİYEV ve Nikolas PAŞİNYAN’ın dışişleri bakanlarına barış anlaşması hazırlamaları talimatını vermeyi kabul ettiklerini belirtildi.
Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Charles Michel, Güney Kafkasya’da istikrar, güvenlik ve kalkınmanın Avrupa Birliği için çok önemli olduğunu 30 Yıl sonrada olsa nihayet söylüyor..
Azerbaycan ve Ermenistan’ın ikili sınırlarının çizilmesi önemli olacaktır; Bu amaçla, 26 Kasım 2021’de Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMGK), Nisan ayı sonuna kadar bir Ortak Sınır Komisyonu kurmayı kabul ettiğini açıklıyor.
“Ortak Sınır Komisyonu’nun görevi, Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki ikili sınırın sınırlandırılmasını ve sınır hattı boyunca ve yakınında istikrarlı bir güvenlik durumu sağlamak olacaktır.” diyor.
Ermenistan ve Azerbaycan arasında liderleri, özellikle Güney Kafkasya’da iletişim ve etik altyapısının restorasyonunu tartıştılar. Cumhurbaşkanı Michelle, demiryolu hatlarının restorasyonu için atılan adımları taktir le karşıladığını belirtirken, Ekonomik ve Yatırım Planına uygun olarak ve genel projeleri tanımlamak için önerilen bir ekonomik danışma forumu kullanarak ilişkilerin geliştirilmesini desteklemeye hazır olduklarını açıklıyorlar, İLHAM ALİYEV ve Nikolas PAŞİNYAN ‘ın Liderler, toplantılarının sonuçlarını tamamlamak, izlemek ve ikili temaslarını sürdürmek için karşılıklı antlaşmaya vardıklarını belirtiyor.
Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel, Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki diyaloğun önemini vurguluyor. Azerbaycan’ın Avrupa’nın enerji güvenliğindeki rolünü çok takdir ettiklerini de sözlerine ekliyor.
Nicole Paşinyan ve Charles Michel, Ermenistan-Avrupa Birliği ikili gündemindeki konuları, özellikle de AK’nin Ermenistan için açıkladığı 2,6 milyar avroluk yatırım ve ekonomik planın uygulanmasını da görüştüklerini belirtiyor.
Haydi kolay gelsin, “Ermenistan güneşe yüzünü dönerse, soğuk havalarda ısınır.” Ermenistan Halkının ekonomik refahı ve huzuru bölgesel barışa bağlıdır.
Azerbaycan Prezenti İlham ALİYEV her zaman yapılanlara rağmen barışı ön planda tutmuştur.
Rusya’nın artık Barış olduğunda Ermenistan Serhatlarını korumasına gerekte kalmayacaktır. Ortak Sınır Komisyonu’nun görevi, Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki ikili sınırın sınırlandırılmasını ve sınır hattı boyunca ve yakınında istikrarlı bir güvenlik durumu sağlamak olacaktır.
Avropa İttifaqı Şurasının Prezidenti Şarl Mişel, ayrıca Askeri kuvvetlerin uygun mesafede tutulmasını sağlamanın, önlemenin ve gerginliği azaltmanın önemli bir unsuru olduğunu vurguluyor.
Barış her devletin içinde ve dışında koruması gereken bir Fidan, yeşertmek gibi kurutmakta ellerindedir. Yeşertmek, yalnızca yeşertmek görevleri olmalıdır.
Azerbaycan’ın bu güne kadar Barış ve Sulhtan yana Gerçekleri, Yalnızca Gerçekleri yürüten Hariçte Yaşayan özellikle Türkiye de mevcut Diaspora kuruluş açıklamalarında İlham ALİYEV’in Barış politikasını alkışladıkları görülmektedir.
Sağlıklı yaşayın, sağlıcakla kalın.

Devamını Oku

SAVAŞIN PASLI GÜLLERİ?

SAVAŞIN PASLI GÜLLERİ?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

SAVAŞIN PASLI GÜLLERİ?
Sevgili okuyucularım;
Avrupa Birliği’nin dış politika konularındaki kıdemli temsilcisi Joseph Borrell, yaptığı açıklamada, ittifakın “Rusya’ya yönelik ek yaptırımlar üzerinde acilen çalışacağını” söylüyor. Borrell, “Bucha ve diğer Ukrayna şehirlerindeki katliam, Avrupa topraklarında işlenen zulümler listesine dahil edilecektir.” diyor. Avrupa Birliği dışişleri bakanları yaptırımların bu hafta yapılacak NATO toplantısında ele alınması beklenmektedir.
Borrel’in açıklamasına bakılırsa, AB’nin “savaş suçu kanıtlarını” toplayan ve saklayan Ukraynalı savcılara yardım sunacağını belirtiyor.
“Yasak Silahların kullanılması savaş suçu sayılmaktadır.” diyor. Allah, Allah,
2021 Yılının sonlarında, Ermenistan’ın Azerbaycan’ın Gence şehrinde masum sivil halkın üzerine attığı füzeler yasak silah listesi dışımı sayılıyordu?
ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, Pazar günü Rus askerlerinin Kiev yakınlarından ayrılmasının ardından şehrin sokaklarına dökülen Ukraynalıların cesetleri için, “Bunu görmezden gelemeyiz. Bunu normalleştiremeyiz.” diyor.
Bu tür olaylar sanki, Irak’ta, Mısır da, Libya da, Yemen de, ve Suriye de yakın tarihimizde yaşanmadı! da, sadece Ukrayna’da mı yaşanıyor?
Evet haklı! “Gerçekten de. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, CBS televizyon kanalı Face the Nation’a verdiği röportajda sokaklardaki insan bedenlerini işaret ederek, “Bu bir soykırımdır” diyor. Zelenski, “Ukrayna, Rus güçleri tarafından ‘yok ediliyor ediliyor’, diyor.
Volodimir Zelenski’ye sormak gerekmez mi! NATO Üyesi olmadığın halde Orta doğuda ne işin vardı diye.
Rus güçlerinin Ukrayna’nın Bucha kentinde onlarca sivili öldürdüğü yönündeki haberlerin ardından ABD ve İngiltere, Rusya’yı BM İnsan Hakları Konseyi’nden çıkarmaya çalıştıklarını açıkladı.
ABD’nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Linda Thomas Greenfield, “Rusya’nın yaptığı bu katliam doğru değil, bu yüzden BM genel kurulundan çıkarma zamanının geldiğine inanıyoruz.” Diyor.
Çıkaracak kadar güce sahiplermi? Rusya’nın Cenevre merkezli konseyden çıkarılabilmesi için BM Genel Kurulu’nun 193 üyesinin en az üçte ikisinin desteğine ihtiyacları var. Her hangi bir Ülkenin üyelikten çekilme önerisi, insan haklarının üyelik sırasında sürekli olarak ağır ve sistematik ihlaller yaptığı tespit edildiğinde yapılabilir.
Bilindiği üzere, Ukrayna Mafya ülkesi oluşum listesinde hiçte geri sıralarda sayılamaz. Silah ticareti yanında acaba organ mafyası oluşumu yok mu diye düşündürücü olmaktadır.
Rus askerlerinin kiev’in kuzey batısındaki Bucha’dan çekilmesinden bu yana kentte onlarca ceset bulundu.
İnsanlık, elleri bağlı bir şekilde öldürülen bazı sivillerin fotoğraflarıyla dehşete düştü. Tüm bunlar, Rusya’ya yönelik yaptırımların güçlendirilmesi ve suçluların adalet çağrılarına yol açma tamtamlarını çaldı.
“Savaşın Esirleri Köşe yazımda; ” Ukraynalı askerlerin Rusya’nın işgal hareketi kapsamında çatışmalarda yakalanan Rus Askerlerine işkence yatıklarını okumuştunuz.
Bu haberler karşısında, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelensky’nin danışmanlarından, Oleksiy Arestoviç 28 Mart’ta yaptığı açıklamada, “Bu tür iddiaları son derece ciddiye alıyoruz. Bu konuda bir soruşturma yürütülecektir. Askeri esirlere işkence yapmıyoruz”, demişti.
Arestoviç’in açıklamalarından sonra, Ukraynalı askerlerin yakalandıkları Rus askerlerine fiziksel işkencede bulunduklarını gösteren bir video sosyal medyada yayınlanmıştı. Yayınlanan, Videoda yakalanan 3 Rus askerinin çeşitli darplarla birlikte bacaklarına kurşun sıkıldığını ve bazılarının kafasında beyaz bir çanta geçirildiği görülmüştü.
Açıklamada Arestoviç, ” bu tür davranışların kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve bunun askeri bir suç olduğunun söyleneceğini” de sözlerine eklemişti. Arestoviç’ in ayrıca açıklamasında, henüz doğrulanmayan bu olayın 25 Mart’ ta Harkov’ un doğusundaki bir köyde meydana gelen olay olduğu da belirtmişti.
“Ukrayna’daki cesetlerin otopsileri yapılarak, görüntülerin artık eylemlerle, sözlerle doğrulukları kanıt sal uyarlamaları gerektiriyor” galiba.
Bükreş Belediye Başkanı Fedoruk 2 Nisan’da yaptığı açıklamada, yaklaşık 300 Ukrayna’lı nın öldürüldüğünü ve Rusya’nın şehri işgali sırasında yaklaşık 280 cesedin bulunduğu bir toplu mezar bulunduğunu söylüyor.
İddialar biri, birini kovalarken “Rusya, ordusu toplu cinayetlerde parmağı olduğu yönündeki iddiaları kabul etmeyerek, komplodan söz etmeye başlaması dikkat çekici olmaktadır.
ABD Savunma Bakanlığı Cuma günü yaptığı açıklamada, Ukrayna’nın savunma yeteneklerini güçlendirmek için Urkayna’ya 300 milyon dolarlık “güvenlik yardımı” sağladığını duyurdu. Bu, Washington’un Ukrayna’ya ayırdığı 1,6 milyar dolara bir ek olarak yapılmış rakamdır.
Savaşlarda bu insanların ölümüne “Büyük Devletler dediğimiz Emperyalist güçler sebep olmaktadır;
“İnsanları biri, ağır silahları ile öldürürken, diğeri de ekonomik ve silahlı mekanize araçlarla donatarak ölüme göndermektedir.”

UKRAYNADAN GÜLLERİN HİKAYESİ!
BIRLEŞMIŞ Milletler İnsan Hakları Komiseri Michel Bachelet, başkent Kiev yakınlarındaki Bucha sokaklarında sivillerin cesetlerinin bulunduğu görüntüler karşısında dehşete düştüğünü açıklıyor
Uluslararası insani hukuka göre sivillerin kasten öldürülmesinin bir savaş suçu olduğu biliniyor.
“Bu görüntülerin belirli bir savaş suçu olduğunu söylemiyoruz. Bunu henüz belirleyemiyoruz. Bu yüzden örneğin ayrıntılı adli incelemeler yapılmalıdır. Bu nedenle, bunların kim ve hangi tarihte gerçekleştiği hakkında ayrıntılı izleme ve bilgi toplama. Şimdi biz de aynısını yapmaya çalışıyoruz,” diyor Trossell.
Kendi iddialarına, kendileri bile inanamıyorlar! Savaşta kazananlar Silah tüccarı Emperyalist Devletler olur.
“Yurtta sulh, Cihanda Sulh” şiarı ile, sağlıklı yaşayın, sağlıcakla kalın.

Devamını Oku

0

BEĞENDİM

ABONE OL

ERMENİSTAN KABUĞUNU KIRIYOR?
Sevgili okuyucularım;
Bir Devlet düşünün; Rusya’nın iç güdümlü koruması, Rusya ortak birliklerinde yer alması, Sınırlarının Rusya tarafından korunması, Fransa ve Batının göz kırpması, siyasal satranç değerleri, Uluslararası hukuksal kurallarının lehlerine uykuya yatırılarak uygulanmaması, köklü devlet yapılanma geleneklerinin olmaması, göbekten bağlılıklar, geçmişin “sözde soy kırım” yalanlar üzerine siyasi yapılanma ideolojileri, Ekonomik olanaklar ve olanaksızlıklarının kapsamında, halkının içine ekilen kin ve nefret tohumları, Diasporasının elleri kanlı olarak, devletin yetkili otoriter organı konumunda olması, kendilerini “küçük Rus” yapısı içinde sanmaları, belki de ülkesindeki tüm yapısallıklarla birlikte, “ durmadan sızıntı yapan, Nükleer santrale sahip olması,” Ermenistan’ı kabuğunun içine hapseden başlıca olaylar sayıla bilinir. Varlığını sarmalayan dışa bağımlı ve güdümlü ağların içinde devlet yapısını ne kadar sürdüre bilirdi. Yaşanır da, ne kadar yaşanırdı? Sorusu önem taşımaktaydı.
Hep kabuk içinde yaşayan devlet olma yerine, Dünyanın yeniden yapılanmasının içinde bulunduğu ortamda, kendini soyutlaması, kabuğunu kırmadan, Egemen güçler tarafından bir yerlere sürüklenmeden kendi kabuğuna sarılarak “Midye” gibi ne kadar yaşaya bilirdi?
Rusya’nın av sahnesinin önünde yürüyen, eski ortağı Ermenistan; Azerbaycan’ın 44 günlük savaş galibiyetinin karşısında işgal altında tutuğu topraklarda eriyerek, dost bildikleri tarafından av alanında terk edilen Ermenistan oldu.Ukrayna’nın düştüğü konumdan ders almış olmalı ki, kabuğunu kırmaya başladı.
14 Mart 2022 Pazartesi günü, Azerbaycan tarafının Ermenistan tarafına iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesine ilişkin temel ilkeleri sunmasının ardından Ermenistan tarafından da, ATT’nın Minsk Grubu liderlerine barış görüşmeleri için çağrıda bulunduğu görülmektedir.
Azerbaycan Cumhur Başkanı İlham ALİYEV Barışa kalıcı adımlar atmak istiyor.
Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı Basın iletişim servisi ofisi başkanı Leyla Abdullayeva açıklamasında, “birkaç gün önce Ermenistan ile ilişkilerin oluşturulmasına yönelik temel ilkeler önerisinin arabulucular tarafından Ermenistan’a sunulduğunu” belirtiyor.
Ermenistan ve Azerbaycan, arasındaki ilişkileri normalleştirmek için beş temel ilke sunulduğunu belirtiyor:
1- Azerbaycan ve Ermenistan karşılıklı, biri, birlerinin egemenliğinin, toprak bütünlüğünün, uluslararası sınırların bütünlüğünün ve siyasi bağımsızlığın karşılıklı olarak tanıması;
2- Biri birlerine karşı toprak iddialarının eksikliğinin karşılıklı olarak tespit ile, onaylanması ve gelecekte tekrar böyle bir iddianın gündeme gelmeyeceğine dair yasal bir yükümlülüğünü kabul etmesi.
3- Devletlerarası ilişkilerde, karşılıklı biri birlerinin güvenliğine yönelik tehditlerden, siyasi bağımsızlık ve toprak bütünlüğüne karşı tehdit ve güçten ve BM Şartı’nın amaçlarına uymayan diğer durumlardan kaçınmaları,
4- Devlet sınırlarının çizilerek sınırlanması ve karşılıklı diplomatik ilişkilerin kurulması.
5- Karşılıklı Ulaşım ve iletişimin açılması, Ekonomik ve siyasal ilgili diğer iletişimlerin kurulması ve karşılıklı çıkarların korunması, belirlenecek diğer alanlarda işbirliğinin kurulması.” Açıklamasında bulunmuştur.
Leyla Abdullayeva, iki ülkenin bu temel ilkelere dayalı yoğun, sağlam ve sonuç müzakereleri yürüterek ikili bir barış anlaşması yapabileceğini belirtiyor. Bu önerilere karşılık olarak, Ermenistan Dışişleri Bakanlığı, Ermenistan’ın Azerbaycan’ın önerilerine yanıt verdiğine dikkat çeken bir bildirimde bulunuyor.
Ermenistan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Ermenistan, Azerbaycan’ın yaptığı önerilere cevaben yanıt verdi.” Diyor. ATT’nin Minsk Grubu liderlerine Birleşmiş Milletler Şartı kapsamında, Uluslararası Siyasi ve Sivil Haklar Paktı ve Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki barış anlaşması için Helsinki Sonuç bildirgesi kapsamında, ilgili görüşmeler yapma çağrısında bulunduğunu” açıklıyor.
Yalınız Ermenistan değil, bir çok ülke kabuğunu kırmaya başladı, artık “eski tas, eski hamam” demeden, 3.cü Dünya savaşının kızışma sıcaklığı karşısında, Kafkaslarda, orta doğuda, AB dahil bir çok ülkede “Kabuğunu kırmaya başladı bile. İsrail, Yunanistan ve ABD’de bu kapsam içinde olmak zorunda kalacaktır.
Temennimiz, savaşta günahsız yoksul insanların ölümlerinden kan ile beslenen, emperyalist egemen güçlerin, ”Yılan” gibi kabuk değiştirme yerine “Midye” gibi kabuklarını kırarak şeffaf yapıda kalmaları dileğiyle; Sağlıklı yaşayın, sağlıcakla kalın.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.